Kızılötesi ve ültraviyole ışınlar gözle görünmez, fakat etkisi hissedilir. Ültraviyole ışınlar cildin bronzlaşmasını sağlar, bakterileri öldürür ve vücutta Vitamin D oluşmasında yardımcı olur.
Bundan dolayı az miktarda UV- ışınları bizler için gerekli, çok miktardaki ise zararlıdır.
UV- Işınlarından kaynaklanan göz hasarları
Yukarıdaki tabelada görüldüğü gibi, UV-C ışınları normal şartlar altında ozon tabakasında filtre olur.
Ozon tabakasının incelmesiyle ve bozulmasıyla birlikte yeryüzüne ulaşan UV ışınları artmaktadır ve bu cilt kanseri tehlikesinin yanında kornea ve göz merceğinde de ciddi hasarlar oluşturabilir.
Gözde oluşabilecek hasarlar için genel bilgiler.
1. Elektromanyetik ışınlar absorbe edildikleri , yani emildikleri ortamda etkisini gösterir
2. Oluşan hasarlar ışınların etki süresi ve yoğunluğuna bağlıdır, örneğin:
- Dışarıda güneş koruması olmadan uzun zaman kalmak
- Yüksek dağlık bölgelerde bulunmak
- Deniz kenarında bulunmak
Uzun dalga boyuna sahip UV-A ışınları ve kısmen UV-B (300-380nm)
ışınlarının büyük bir kısmı göz merceğinden absorbe ediliyor, yani emiliyor. Ömür boyu yoğun ışık etkisi altında kalmak göz merceğinin şeffaflığını kayıp etmesine sebep olur ve erken yaşlarda katarakta yol açar.
UV-C ışınları (Elektro kaynakta oluşur) ve geriye kalan UV-B ışınları (100-300 nm) komple dış cilt tabakaları tarafından, kornea ve konjonktiva* tarafından emilir. Bu ışınlara yüksek dozda maruz kalmak çok rahatsız eden acı veren kornea ve konjonktiva iltihaplarına yol açar.
*göz yuvarlağının ön yüzünde ve kapakların iç kısmında bulunan, göz kapağı, kirpikler, göz yaşı ile birlikte dış etkenlere karşı gözü koruyan tabaka.